Mahalle Kavrami
Geçmiş Zaman Kasım 30th, 2005Mahalleler hangi sokakta başlar, hangi sokakta biter, kim nasıl o mahallenin üyesi olur hiç anlamazdım ama “Aşağı mahalleden çocuklarla maç yapıyoruz, toplanın gidiyoruz” çağrısı ile mahallenin belirli çocukları bir araya gelir maça giderlerdi. Harika birşeydi bir yere ait olma duygusu, hele bir de çok iyi bir futbol takımınız varsa gururla derdiniz “ben …… mahallesindenim”, çocukluk iste. Aynı mahalle içinde kimse kimseye yamuk yapmaz (genelde), diğer mahallelerden birisi canını sıksa seni savunacak abilerin vardır, maçlardan sonra arkadaşça gidip (mucizevi bir şekilde cebinde para varsa) kolanı içer, dondurmanı yerdin, en güzeli de arkadaşların vardı, her an yanında olabilecek. O zamanlardan canımı en çok sıkan şey işlik çalamamaktı. Evden çıkan işaret ve başparmağını ağzına götürüp tız bir işlik çalardı; böylelikle bunu duyan diğer çocuklar ıslıkla cevap verip yerlerini bildirirler ve buluşurlardı (GPS sisteminin ilk uygulanısı buydu sanırım). Ben işlik çalamadığım için sağda solda dolaşıp milleti arardım, delikanlılık ayağına bağıra çağıra da kimseyi arayamadığımızdan tabanlar biraz şişerdi.
Çocuklar dışında, mahallenin amcaları, teyzeleri, hemen her gün gidip geldiğiniz komşuları, delileri, türlü türlü karakterleri olurdu. Misal, boksör amcamız vardı, alkolik, evlerinden yüzlerce şişe çıkarırdı her hafta sonu, bunları satar, yeniden alkol alırdı kendisine. Ayık olduğu zamanlar (haftada 1-2 saat) bizi toplar boks öğretirdi; al gardini, koru yüzünü, söyle vur, böyle savun vs. vs.
Sanırım benim ki mahalle ve komşuluk kavramının son tatlı dönemlerini yaşayan kuşakti.

Aralık 1, 2005 @ 13:53
Bu tip bir mahalle kavrami ile hic tanismadim ben nedense. Belki top oynamasini sevmedigim icin, mahalledeki cocuklar top oynayacaklari zaman usul usul uzaklasirdim oradan.
Aralık 2, 2005 @ 01:04
Bizde mahalle-ici aksam tek kale maclari bir rutin idi. Mahalleler arasi maclar isi genelde hafta sonlari olurdu. Bu maclarin nasil organize edildigini ben hala anlamis degilim, fakat bir aksam rutin arasinda bildiri gelir, haftasonu filanca mahalle ile macimiz oldugu soylenirdi. Bu maclardan birinde isaret parmagimi, digerinde ise burnumu kirip acil servise - yuruyerek - yollanmistim! Bir diger macta da rakip mahallenin bir oyuncusu, dille ve yumruklarla yapilan cetin bir “after-the-game” fanatisizm kavgasinin ardindan, benim ayakkabimi aciktan akan kanalizasyon sistemine atmisti. Kendimi yalan yere de yuceltmeye gerek yok, bu durumda, kavga zatenbitmis oldugu icin, tek ayakkabi ile eve donmek zorunda kaldim!
Genelde kaleci oynardim, donusumlu kalcilik olan maclarda ise kaleci degilken forvette idim. Ah eski zamanlar, tabi sigara icmiyorduk, romatizmamiz, yirtik meniskusumuz ve lime diseaseimiz de yoktu.. bir de bekardik iki cocuk yaygara da basmiyordu surekli… hayat o zaman da zordu belki ama, belki de biz hayatin en guzelini yasadigimizin farkina varamiyorduk - mahalle maclari ve mahalle kavgalarinin verdigi hirs ile!