Ulupinar’da Bir Pazar

Guncel No Comments »

Antalya gibi, Torosların eteğine kurulmuş, turizm cenneti bir şehirde yaşarken tatili günlük hayatla birleştiriveriyor insan. Örneğin sabah erken kalkıp önce denize sonra da işe gidebilme ayrıcalığı sanki sadece Antalya’lılara verilmiş bir armağan gibi. Bunun dışında o kadar çok otel, tatil köyü vb. alternatifler var ki Antalya’ da tercih tamamen kişinin kendisine kalmış.
Sürekli Antalya’da yaşıyorsanız bir de şehrin doğal güzelliklerinin farkındaysanız, bir süre sonra bu güzellikleri tek tek keşfetmek bir tutku haline gelebiliyor. O zaman da hafta sonları bir kurtarıcı gibi yetişiveriyor ve bu doğal güzelliklerle buluşma olanağı verebiliyor insana.
Geçtiğimiz hafta sonu, aslında adını sürekli duyduğum bir doğa cennetine gitme fırsatı buldum.
Antalya - Kumluca karayolu üzerinde, Kemer’i geçtikten sonra, Çıralı Sapağı’na gelmeden 3 km önce bulunan Ulupınar Köyü’ne gittim.
Anayoldan ayrılıp giderken arabayı durdurup çam ağaçlarının kokusunu içime çektim önce. Sonrasında ilgimi çeken buz gibi suyu oldu. Toroslar’dan gelen bu suyun yaz kış soğuk olduğunu söylediler.
Şelalelerin ve derelerin üzerine balık çiftlikleri açılmış.
Balık çiftliklerinde, gelen konukların rahat etmesi için tasarlanmış restoranlar, gün boyu alabalık servisi yapabiliyor. Akdeniz mutfağının tüm güzelliklerini bulabilmek mümkün. Balıkla arası hoş olmayanlar da üzülmesinler, doğu bölgelerimize özgü tatları, kebap çeşitleri, lahmacun çeşitlerini de bulabilmek mümkün elbette. Ne yenirse yensin, yemeğin yanında farklı lezzetteki yoğurtlardan yapılmış üzeri köpük dolu buz gibi ayran ve yemeğin ardından Türk kahvesi mutlaka içilmeli.
Bir başka alternatif daha var bu balık çiftliklerinde, balık avlamayı sevenler arzu ettikleri takdirde bu imkana da sahipler. Çiftlikten kiralanacak bir olta ile gün boyu balık avlamak hatta avlanan balıkları pişirip yemek de mümkün. Bu da balık avlamayı hobi edinmiş yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.
Ulupınar ve oralara kurulmuş balık çiftlikleri bende saklı bir cennet izlenimi bıraktı. Doğal güzelliğinin yanında servisinin mükemmelliği, insanda oralara günü birlik değil de gidip bir kaç gün kalma isteği uyandırıyor. Yolunuz Antalya’ya düşerse, ya da Antalya’da yaşıyorsanız kaçırmayın bu cenneti derim.

Özlem Akaydın

Boleyn Kızı

Kitap Tanıtımları 36 Comments »

Mary Boleyn kraliyet sarayına geldiğinde 14 yaşındadır.

Bir anda Kral VIII. Henry’nin gözüne girmeyi başarır. Çok da büyük bir ilgi görür kraldan.

Bir yandan krala aşık olurken, diğer yandan kraliçe olmaya hazırlar kendini yavaş yavaş. Bu role iyiden iyiye kaptırır kendini. Ancak an gelir, kralın kendisine olan ilgisi azalmaya başlar. Bu noktada yeni bir rakibi vardır artık. Çok yakından tanıdığı bu rakip, kız kardeşi Anne Boleyn’ den başkası değildir.

İçinde bulunduğu durumun karmaşık bir hal aldığını fark ettiğinde, genç kız kendi kaderini kendi yönlendirmeye başlayacaktır.

İki kız kardeşin aşk ve hanedan rekabeti, Philippa Gregory tarafından kaleme alınmış.

Orijinal adı “The Other Boleyn Girl” olan Boleyn Kızı ayrıca 2007 ‘nin Aralık ayında sinema severler ile de buluşacak.

Boleyen’in iki kızını, Scarlett Johansson ve Natalie Portman Oynayacak. Natalie Portman aslında, “ Star Wars” serisinden de tanıdık bir yüz.

Boleyn Kızı Tarihi roman tutkunları için şahane bir roman olmuş.

Bir de merak konusu var tabii.

Filmi de roman kadar güzel olacak mı?

Entries RSS Comments RSS Giriş

Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 United States
Bu sitedeki bütün yazılar
Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 United States
altında tescillidir.