Canan Tan,der ki; “Yüreğim seni çok sevdi,o yürek talan,o yürek yangın yeri,o yürek seni istiyor,bir tek seni…” Evet,gerçekten o dişi muazzam,kitaplarında gerçek aşkı hissettirir oldu bizlere.İmkansız aşkı süsleyen,beyinlere hüküm vermeyen o müthiş “aşk”ı zalimliğiyle bir kez daha vursa da bizlere “istisna” olabilmeyi öğretmeye çalışıyor.”Sevmek”…”Sevilmek”…”Yalnızlık”…”En doğal kalabalıklık”… Hepsini de kapsıyor “Aşk”.
Ünlü bir bilim adamı ile yapılan röportaj aynen şöyledir;
Gazeteci: “Aşk”ı tanımlayabilecek kadar cesaretiniz oldu mu hiç?
Bilim Adamı: (Şaşırır) “Aşk” nedir ki?
Gazeteci: (Gülerek) Birinden hoşlandığınız an midenizde başlayan krampsı bir durumdur.(Ciddiyete döner) Demek istediğim,sayısız bilim teknikleri icat ettiniz,isminizi tüm dünya biliyor,neden bugüne dek hiç evlenmediniz? Bilim dünyası gerçek aşkı sizlere sunmuyor mu?
Bilim Adamı: Ben seksen iki yaşındayım.Ülkeme,kariyerime o kadar bağımlıyım ki “Aşk”ı bana sorduklarında kifayetsiz kalıyorum.Bir kadın ile yemek yemeğe gittiğimde,restoranda bir meslektaşımla karşılaşıyorum ve bana yeni projelerinden bahsediyor.Duyduğum,ülkeme büyük bir yarardan ibaret oluyor.Hızlı hızlı yemeğimizi yer,doğruca labaratuvara giderim.Genelde güneşin doğuşuyla birlikte soluğu evimde alırım.Bir kadeh şarabın tadına bakarken de “Aşk”ı bir kez daha kaçırmış olabileceğimi düşünür ve üzülürüm.
Gazeteci: Bu,sizi derin yaralıyor olmalı.
Bilim Adamı: (Derin bir iç çeker) “Kariyer”… “Aşk”ı herkes umursuyor ve ben de bir erkek olarak bir kadınım olsun isterdim,lakin kalbimi birine adasam,ellerim durmuyor bir işe konuveriyorlar; gözlerimi bir sevgiliye mühürlesem,beynim kinematik viskoziteye (akışkanlığı engelleyen bir parametre,ağdalık hali) dalıyor.”Aşk”sız kaldığımda şöyle bir kendime bakıyorum,kendi kendimi yargılarken neden “o” beni seçmiyor ya da ne için ben “o”nu seçemiyorum diye soruyorum.Cevabım hazır oluyor; “Yaptığım araştırmalarla ülkeme,dünya insanlarına faydada bulunuyorum,bulduğum bir ilaçla insanoğlunu ayakta tutuyorum.Bunun için de sürekli ama sürekli çalışıyorum,çalışmak zorunda kalıyorum.Her savaşın kayıpları vardır.Kariyerini en üst noktada tutan insanların çoğunda bu “Aşksızlık” sendromu vardır.Benim sevdiğim,ülkem; benim aşık olduklarım halkım,”kariyer”m…Ben onlara kendimi adadım.(Aklına “evlilik” gelir) Evlilik mi? Bu bir din,ibadet.Kariyerimle evliyim!
Bu röportajın ardından sevgili bilim adamı,ödül gecesinde yerini alır.Saatlerin ardından,Nobel ödülü için sahneye çağırılır.Tüm salonun çağlayan misali alkışları eşliğinde sahneye çıktığında,mikrofonu eline alıp konukları şaşırtır.Eline ödülünü alır ve ışıklara uzatarak; “İşte benim sevdiğim kadın! İşte benim sevdalım,gözlerimin yaşı.Ebediyen isteyeceğim yegane “Aşk” budur” der.
Ben gencecik yaşımda bunu sorar oldum sizlere,”Kariyer” dediğimiz unsur hepimizin ayakta kalmasını sağlayan bir unsurdur.”Aşk” dediğimiz şey ise,kalplerimizi yeniden inşa eden,eşsiz bir terimdir.Her ikisi de belli bir bağımlılıktır,ikisini bir arada tutan da var,tutamayan da var.Tutanlara ne büyük şereftir ki mutluluklarını kariyerleri ve sevdikleriyle paylaşıyorlardır;peki ya bir arada tutamayanlar? Duygusuzlar mıdır? “Aşk”tan anlamıyorlar mıdır? Bunun bir çözümü var mıdır? Yoksa “Elimde değil” deyip seçtiği tarafa mı yönelmelidir? Bu soruyu hep sormuşumdur kendime.Çok güncel olmasa da belli aralıklarla bu sorular hep medyayı,insanları zor duruma sokar.Bu kararsızlığa verebileceğiniz bir hükmünüz var mıdır?
Sevgiler…
Gerçekten hangisi daha önemli?
Ya da aşk ile kariyer aynı kefeye konulmalı mı?
Bence asla Şahin’ciğim.
Sezan Aksu’ unutulmaz şarkılarından birinde der ya hani :
” Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk ” aşk böyle bir şey bence:)
Sevgilerimle…
Herşeyin bir ortası,bir dengesi var,demek istediğiniz bu sanırım hocam.Terazi,her zaman denkliği sever çünkü.Yorumunuz için teşekkür ederim…
Hep mutlu olmak kaydıyla yaşamak adına…
Sevgiler…
Konuya yaklaşımın oldukça farklı ve güzel olmuş Şahin, eline yüreğine sağlık. Özellikle parantez içindeki küçük bilgiler ayrı bir hava ve tat vermiş, küçük tebessümler sağladı yüzümde.
Kolay gelsin..
Canım dostum çok teşekkür ederim güzel yorumun için.Senin de kaleminin sağlam olduğunu bilmek ve bu şekilde de bana destek verdiğini görmek çok keyif verici…
Sevgilerimle…
kariyerde çok önemli aşkta….. ne yazık ki ikisini yürütmek çok zorr birinden fedakarlık yapmak gerekiyooo galiba.. başarılarının devamını diliyorumm canım kardeşimmm….
Figenciğim haklısın ama işte yazıda da belirttiğim gibi bazı insanlar ayırt edemiyor maalesef, “aşk” başlı başına bir mezhep,”kariyer” başka bir mezhep.İkisi de hayatlarımızda çok iyi seviyelere gelir umarım…
Yorumun için teşekkür ederim güzel kardeşim…
Sevgiler…