“Kavga ettik, annemi öldürdüm”

Merak Ettiklerim, Guncel 1 Comment »

Ben bilemedim.
Açıkçası aklım karıştı, darmadağınım.
Sabah gazetelerime göz gezdirirken çoğunun manşetten ve bazılarının 3. sayfadan verdiği haber karşısında irkildim. Bu seferki haber bana göre sıradan bir haber değildi çünkü.

“ Kavga ettik, annemi öldürdüm”.

Son derece güzel, son derece soğuk kanlı görünümlü bir genç kız.
Henüz 21 yaşında. Annesini öldürmüş, Kavga etmişler, O da öldürmüş. Bu kadar “basit”.
Eğitimsiz değil, üniversite öğrencisi.

Belli ki üzerinde çok emek verilmiş, en iyi okullarda okutulmuş. Anne profesör. O da belli bir kariyere ve eğitim düzeyine sahip. Söylemek istediğim, yaşanan olay, her zaman beklediğimiz alıştığımız yerlerde ve insanlarda değil. Demek ki gelir düzeyi ve eğitim her şeyin çözümü değil.

Peki bunu adı ne?

Toplumsal yozlaşma mı?
Ahlak çöküntüsü mü?
Doyumsuzluk mu?
Sevgi eksikliği mi?
Yoksa hastalık mı?

Hepimiz çocuk yetiştiriyoruz ve hepimiz insanız. Çocuklarımız göz bebeklerimiz. Her şeyin en güzeli onların olsun diye bütün çabalarımız.
Çok mu baskı kuruyoruz fark etmeden üzerlerinde? Onların gördüğü bizim göremediklerimiz ne?
Peki bir insanın canına kıymak bu kadar kolay mı?
Üstelik o insan, bir çocuk için yeri doldurulamayacak tek varlık ise, annesi ise…
Söyleyecek söz bulamıyorum haberi öğrendiğim andan beri. Sustum klavyem konuşuyor şu an.

Neler oluyor bize?

MSN listenizde sizi kimlerin sildiğini ve engellediğini görün!

Merak Ettiklerim, Bilgisayar, Guncel 13 Comments »

Tabii ki yazının başlığından ki ünlem işaretinden de tahmin edebileceğiniz gibi böyle birşey yok. Son zamanlar bu tip emaillar oldukça sık olarak bana da forward edilmeye başlandı. Ben de bu tuzağa düşmeyesiniz diye bu kısa yazıyı yazayım dedim. Neden tuzak ?

Öncelikle gittiğiniz internet sitesinde gerçekten bu yapı olsa bile, ve sizi silenleri ve ya engelleyenleri görebilseniz bile neden hiç tanımadığınız birisinin websitesine şifrenizi yazmak isteyesiniz ki?

Bana gelen emaillarda ki site adresleri genelde www.kjntdm.info, www.ghjeusd.com vs gibi belli bir kelime değeri bile olmayan uydurma olduğu her halinden belli alan adlarından oluşuyor. Ve siz sadece çocukça bir egonuz için böyle bir adrese gidip email adresinizi ve şifrenizi yazdığınızda basınıza gelebilecekleri düşünelim.

Öncelikli olarak kullanıcı_adınız@hotmail.com adresinizin şifresini tanımadığınız birine yolladınız. İlk aşama da en bariz başınıza gelebilecek şey bu email adresinin ve buna bağlı olan messenger hesabınızın başkalarının eline geçmesi. Belki bu email adresini sadece arkadaşlarınızla yazışmak için, belki de iş için kullanıyorsunuz ancak ne amaçla kullanıyor olursanız olun sizin email adresinize izinsiz olarak birinin giriş yapması listenizdeki arkadaşlarınız mahremiyetine de zarar verecektir. Buraya kadar olan kısım başınıza gelebilecek en ufak zarar. Email adresinizi kaybettiniz ve arkadaşlarınızın email adresleri bütün spam listelerine eklettiniz.

Daha kötü ne olabilir? Bir çok internet sitesinde özellikle son dönem de piyasaya çıkanlarda, kullanıcı adı olarak email adresinizi kullanıyorsunuz ve eminim ki bir çoğunuzun her bir site için farklı bir şifresi yok. Yani siz aslında biraz önce hotmail adresinizi ve şifresini başkasına kaptırdığınız da bir çok siteye giriş için gerekli olan bilgileri de hiç tanımadığınız birine verdiniz. Facebook, myspace, mynet, google aklınıza ne gelirse. Bunun yanında belki de birilerine online bankacılık için gerekli olan bilgileri gönderdiniz!

Evet şimdi olay çok daha ciddi bir boyutta değil mi? Çok basit bir şekilde sizden şifrenizi alan web sitesi, belki de şu anda sizin hayatınızda önemi olan onlarca servise giriş için gerekli bilgileri sağladı, ve en önemlisi de belki banka bilgilerinize.

Lütfen bu tuzağa düşmeyin ve kişisel bilgilerinizi bu kadar kolayca vermeyin.

‘Uçan adam’ bilimi kilitledi - Hurriyet Gazete - Yalan Haber

Merak Ettiklerim, Guncel No Comments »

Ben bizim gazetelerin internet sayfalarında çıkan uydurma haberlere cevap yazacağım desem, sabah akşam uyumadan siteyi güncellemem gerekir. Bugün Hürriyet’te şu şekil bir başlık “‘Uçan adam’ bilimi kilitledi”. İnsan heyecanlanıyor tabii, bu başlığı okuyup bir de bilim dünyasının bu konuyla ilgilendiğini düşününce hemen açıp okuyorsun. Haberin devamı uçan insanlar, Hindu öğretiler vs şeklinde devam ederken şu şekil bir paragraf var yazıda;

“Chris Angel; David Coperfield ya da David Blaine gibi bir sihirbaz değil. Ama uçabiliyor. Ya da havada asılı durabiliyor. Tam bir ‘levitasyon’ ustası. Bilim adamları onun bu ‘uçuşlarını’ tekrar tekrar izlediler. “Gerçek mi?” sorusuna “Gerçek” dediler. Buna getirebildikleri açıklama ise beyin enerjisi ile yaratılan bir çeşit yerkeçimsiz ortam sayesinde ‘havada asılı durmanın’ mümkün olabileceği yönünde… Ancak bu beyinsel enerjinin nasıl oluşturulabildiği sorusu bir cevap bulamadı.” LINK

Bu tip doğa dışı olaylar uçan insanlar filan etkiler hepimizi, beni de etkiliyor. Ama bizim gazetelerimize o kadar bir güvenim yok ki, açtım araştırma yaptım internette. Tabii ki benim güvenmediğim kadar var, bu haber de yalan çıktı.

Olayın aslı -Criss Angel’in sitesinde anlatıldığına göre- şu şekilde; (adamın adının dogru yazılısı da “Criss Angel” bu sırada)

Giydiği pantalon özel, aslında iki ayakkabı tek bir ayağına bağlı ve gösteriyi arkası dönük olarak yapıyor. Yükselmeye hazırlandığı sırada bir ayağını çıkarıp önünde fonda saklı basamağa basıyor. Fakat ayakkabılar hala birbirine bağlı. Sonra basamaktaki ayağı ile yavaş yavaş kendisini yükseltiyor. Tabii arkadan görünüş -özel pantalonun katkısı ile- uçan bir adam şeklinde. Aşağıda ki videodan sizde gösterinin nasıl yapıldığını görebilirsiniz.

http://www.metacafe.com/watch/162401/criss_angel_spoiler/

Bu sırada hürriyet gazetesinin dediği gibi Criss Angel sıradan bir insan değil, o da gösteri dünyasında ve kendisi sihirbaz.

Biz bu saçma salak haberleri gazetelerde gördükten sonra bu gazetelerin politika, ekonomi vs gibi haberlerine nasıl güven duyacağız ayrı bir konu.

The Other Boleyn Girl - Milliyet Gazete - Uydurma Haber

Merak Ettiklerim, Guncel 1 Comment »

Bir kac zamandir eglence amacli olarak Milliyet Gazete’sini okuyorum. Hem haberlerin tarafliligi, hem haberlere yazilan yorumlar, hem de fotograf galerisi tam eglencelik. Ancak gecen gun oyle birsey okudum ki, “yuh artik daha neler” demekten kendimi alamadim.

Fotograf galerisine bir resim asilmis, resimde Scarlett Johansson’in goguslerine bakan Natalie Portman ile birlikte goruntulenmis ve altinda da hem sizi sinirlendiren, hem de gulduren su aciklama yaziyor.

Pornografik filmlerde oynayan oyuncularının hayatını anlatan ‘Other Boleyn Girl’ filminde başrolü paylaşan seksi yıldız Natalie Portman ve Scarlett Johansson, filmin galası için Berlin Film Festivali’ndeydi. Johansson’a göre daha rahat olan Natalie Portman, objektiflere böyle takıldı. Scarlett Johansson aynı zamanda Woody Allen’ın yönettiği ve Penelope Cruzla başrollerini paylaştığı “Vicky, Christina, Barcelona” adlı filmde de erotik sahnelerde boy gösterecek.

LINK

Inanilir gibi degil, hadi hic kitap okumamissiniz anlasilabilir hadi hic sagda solda filminde konusunu duymadin ona da tamam ama nasil olduda bu konuyu buldun. Nasil bir hayal gucu. Sanirim bu yaziyi yazanin; boyle bir filmde boyle iki tane guzel kadinin oynamasi gibi
bir fantazisi varmis, burada bunu dile getirmis.

Hatta bir karar verdim bu yaziyi yazarken, sadece Milliyet Gazetesini kullanarak bakalim gunde kac tane salak haber yazabilecegim.

Inanilir gibi degil.

Cin Seddi’ne Uzaydan Bakmak ve Google’dan Bakmak

Merak Ettiklerim 5 Comments »

Dünya, Güneşe olan uzaklık sırasına göre üçüncü gezegen. Karasal ozellikleri goz onune alındıgında (terrestrial), gezegenler arasında hem kütle hem de çevre genişliği olarak en büyük olanı. Dünya ayrıca yerküre, gaia ve ya terra olarakta adlandırılır.

Milyarlarca tür canlı ile birlikte insanı da barındıran ve bildiğimiz kadarı ile içinde canlı olan tek gezegen. Bilimsel araştırmalar Dünya’nın 4.54 milyar yıl önce oluştuğunu ve yaşamın 1 milyar yıl önce başladığını gösteriyor. Dünyamız ozon tabakasının oluşması ile çevresinde bir manyetik alan oluşturmuştur ve bu manyetik alanın zararlı radyasyon ışınlarını engellemesi ile yaşam başlamıştır. Dünya, termosfer katmanının 20nci kilometresindeki, yani tam olarak yeryüzünden 100 km yükseklikteki Kármán hattı ile uzaydan ayrılır. (FAI)

Yani uzay’dan bakmak dediğimiz kavram, yeryüzüne 100km uzaklıktan bakmak anlamına geliyor. Her iki Çin Seddi ile ilgili yazımda da insanlar Google Map ile Çin Seddi’nı rahatça görebildiklerini ve Seddin uzaydan gözükebildiğini iddia ediyorlar. Ancak gerçek şu ki Google Map Dünya’ya 20metreye kadar yaklaşabiliyor. Yani siz Google Map ile Çin Seddine 20 metre yükseklikten bakıyorsunuz, ve buna rağmen, her ne kadar gözüküyor olsa da, hala görmekte sıkıntı yaşıyoruz.

Sizden ricam bana hakarete varan yorumlar göndermeden önce (Bu sırada hala anlayabilmiş değilim neden Çin Seddi’ni uzaydan göremediğim için bu kadar saldırıya uğruyorum) Google Map’de sol üst köşedeki zoom yapmanızı sağlayan barı aşağıya doğru indirip, sol alttaki mesafe göstergesini 100km’ye getirin. Eğer şu anda Çin Seddi’nı görebilyorsanız ve gördüğünüz şeyin Çin Seddi olduğundan emin iseniz buraya mesaj atıp koordinatlarını gönderiniz.

Ilgili yazılar;
Çin Setti Uzaydan Gözükmüyor
Çin Seddi Neden Aydan Bakılınca Gözükemez

Fikir Hırsızlığı

Merak Ettiklerim, Cesitli Olaylar, Guncel No Comments »

Hırsızlığın bin bir çesidi var. Ama beni en çok üzeni, en çok sinirlendireni bir insanın fikirlerinin ve emeğinin çalınması. Bunlar insana “keşke paramı çalsaydın” dedirtiyor. Burada linkini yayınlayıp bir de herşeyin üzerine reklamını yapmak istemediğim bir websitesi, A’dan Z’ye benim burada bazen saatlerce uğraşıp yazdığım yazılarımın aynısını, en ufak bir değişiklik yapmadan, kendi sitesine koyup rant yapmaya çalışıyor. Bir de kendisine email gönderip neden “hırsızlık” yaptığını sorunca, yavuz hırsız ev sahibini kovar misali üste çıkıp “Sen rica etsen ben senin adını, senden aldığım yazılarının (”çaldığın”) her satırın altına koyardım” diyor sanki bana kıyak yapıyormuş gibi. Otur benim harcadığım kadar hem Linux öğrenmek için, hemde bu yazıları yazmak için zaman harca, ondan sonra kendi emeğine kendi yazdığın yazının altına onurunla koy. Ancak kendisi yaptığı şeyin hırsızlık olduğunun bile farkında değil. Bir şekilde bize burada cevap verse ona göre ortada ayıp olan, hatta hırsızlığa girecek hiç birşey yok.

Ben insanların emeklerinin çalınması ile parasının çalınması arasında hırsızlık düzeyinde herhangi bir fark göremiyorum. Söz konusu site hakkında yasal işlem zaten başlatıldı, ancak maalesef Türkiye’de bu konular ile ilgili yasaların tam oturamamış olmasından dolayı kendisine Türkiye içinde bir yaptırımımız olamıyor. Ben Amerika’da yaşadığım için Amerikan yasaları ile gerekli işlemleri yaptırıyorum. Umarım bir gün Amerika’ya gelmek için vize almaya çalışırda o zaman bu konunun önemini daha iyi kavrar.

Elbette burada yazılanlar insanlara bir derece de olsa bilgi ve ya bir fikir verebilmek için yazılmış yazılardır ve ben bu yazıların çok daha fazla insana ulaşmasını istiyorum. Tek ricam, benim de diğer sitelerden bazı paragrafları alırken yaptığım gibi, site sahibine bir email atmanız ve bu yazıyı nerede kiminle paylaşacağınızı belirtip izin istemeniz. Ben kendi adıma, benden izin alındığı sürece, yazılarımın bir çok yerde benim imzam ile paylaşılmasından zevk duyarım. Ayrıca unutmayınız ki burada ki yazıların tamamı Creative Commons şirketi tarafından tescillidir ve izinsiz alınan yazılar için hukuki işlem başlatılabilir.

Buyukada, Istanbul - Buyuk Tur Haritasi

Merak Ettiklerim No Comments »

Çin Seddi Neden Aydan Bakılınca Gözükemez

Merak Ettiklerim 12 Comments »

Öncelikle geçen yazdığım yazıda Çin Setti demişim, burada o hatamı da Çin Seddi olarak düzeltiyorum. Ufak bir dilbilgisi hatası olmuş, hala neden hata olduğunu bilmiyorum ama olsun. Bilen biri mesaj atarsa sevinirim :) Asıl konumuza gelecek olursa, Çin Seddi neden uzaydan gözükmez ve bu şehir efsanesi nereden çıkmıştır ? Bu aralar bende bu konuya taktığım için biraz internette araştırma yaptım.

1932 yılında yayınlanan bir çizgi roman olan “Ripley’s Believe It or Not!” isimli kitapta bu iddia ilk olarak ortaya atılmış. Bu kitapta tam olarak şöyle deniliyor “Çin Seddi insanlığın yaptığı en görkemli yapıdır, çıplak gözle uzaydan görülebilen tek yapı”. Aynı şekilde Richard Halliburton’nun 1938′de “Second Book of Marvels” adı ile çıkardığı kitabında da Çin Seddi ile ilgili bu tarz bir anlatım bulunuyor. Bu iki kitap ile başlayan ve sürekli olarak insanların dilinde dolaşan bu şehir efsanesi ders kitaplarına bile girmeyi başarmıştır. Olayın benim en hoşuma giden yanı, 1932 yılında yazılan kitabın ağırlıklı olarak gerçekliği ispatlanmamış, yada gerçek olmayan ama çok iyi kurgulanmış hikayeler anlatmasıdır. Bu kitabı bizim bir dönem Türkiye’de yayınlanan Şok isimli programa benzetebiliriz aslında :)

Bu konuya ciddi ciddi inanılıyor olmasının bir sebebi de Arthur Waldron isimli oldukça otoriter bir yazarın, Çin Seddi hakkındaki kitabını yazarken bir dönemler dünya üzerinden görülebildiğine inanılan Mars Kanal’ları üzerinden spekülasyon yapması olmuş. Mantık basitçe şöyleymiş; eğer Mars’ta ki kanallar dünya üzerinden görülebiliyorsa, Mars’tan da Çin Seddi neden gözükmesin!

Çin Seddi’nin aydan gözükebildiğini bu tarz şehir efsaneleri ile nasıl inandığımıza hayret ettim. Bu yazıların dışında Çin Seddi’nin neden aydan yada uzaydan gözükemeyeceği ile ilgili bir kaç konuya da değinmek istiyorum. Sonuçta bu kitaplarda yazanların doğruluk payı neden yok onuda anlatmakta fayda var. Çin Seddi’nin maksimum genişliği 2 metre civarında, settin bir çok yerinde de genişlik 2 metreden çok çok daha az. Ayrıca kullanılan malzemelerden dolayı settin etrafını çevreleyen toprak ve kayalar ile settin rengi aynı. Fizik ve biyoloji bilgilerimizden hatırlayacağımız gibi; bir şeyin genişliği mesafe arttıkça azalır, uzaydan bakıldığında gözümüz bunu neredeyse milimetreden bile ince görecektir. Yani gözümüz Çin Seddi’ni bir şekilde görmeyi başarsa bile, beynimiz gördüğü şeyin Çin Seddi olduğunu anlamayacaktır. Hatta aydan yada uzaydan bakmayı bırakın, Google Earth ile baktığımızda Çin Seddi’ni bulamamamızın sebebi gözün algılayamamasından kaynaklanıyor. O yüzden Çin Setti Uzaydan Gözükmüyor isimli yazıda bir çok insan defalarca zoomlamasına rağmen Çin Seddi’ni göremediğinden şikayet ediyor.

Uydu fotoğrafları kullanarak bile bulmakta zorlanıyorsak, kısaca Çin Seddi uzaydan gözükmüyor demekte fayda var. Umarım bu yazı işinize yarar da, benim gibi deli deli araştırma yapmak zorunda kalmazsınız.

Ilgili yazilar;
Cin Seddi’ne Uzaydan Bakmak ve Google’dan Bakmak

Google’da çalışmak istiyorsanız

Teknoloji, Merak Ettiklerim No Comments »

Her ay 100.000 kişinin iş başvurusu yaptığı Google’da çalışmak için önce şirketin anketini çözmek gerekiyor. Adaylara hangi hayvanları beslediği bile soruluyor.

Köpek bakıcılığından ya da garsonluktan para kazandınız mı? Tek başınıza mı daha iyi çalışırsınız yoksa takım içinde mi? Peki herhangi bir konuda dünya rekoru kırdınız mı? Doğru cevaplar size Google’da çalışma fırsatı getirebilir.

New York Times’ın haberine göre, şimdiye kadar hep en yüksek not ortalaması olan adayları tercih eden Google, artık kitabı yayınlanmış ya da kendi kulübünü kurmuş ilginç profillere öncelik veriyor. Ayda 100.000’e yakın iş başvurusu alan şirket, en iyi adayı seçebilmek için internet üzerinden bir anket doldurtuyor. Cevaplarda tavırlar, davranış, kişilik ve liseye kadar inen özgeçmiş detayları dikkate alınarak seçim yapılıyor.

Sorular, adayların bilgisayara ilk ne zaman ilgi duyduğundan sivil toplum örgütlerinde çalışma deneyimlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Google matematikçileri tarafından hazırlanan bir algoritma yardımıyla sıfırla yüz arası bir puan alan adayların “kaotik ve rekabetçi” Google kültürüne adım atıp atmayacakları belirleniyor.

ACİL ELEMANA İHTİYAÇ VAR
Google Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Laszlo Bock, sürekli büyüyen markanın yeterli sayıda eleman bulmakta zorlandığından bahsediyor. Bock, geleneksel işe alım prosedürleriyle en iyi adayları göz ardı etmekten endişe duyduklarını da anlatıyor.

HAFTADA ORTALAMA 200 KİŞİYE İŞ İMKANI
İstatistiklere bakıldığında son üç senede Google çalışanlarının sayısının iki kat arttığı görülüyor. Şu an 10.000 elemanı olduğu halde, Bock bu sene içerisinde bu sayının da iki katına çıkabileceğinin sinyalini veriyor. Bu da, Google’ın haftada ortalama 200 kişiye iş imkanı yarattığını gösteriyor. Google’a General Electric’ten geçen Bock, maksimum hızla kalifiye insanlara ulaşmak için yüksek not ortalaması ya da mülakat gibi klasik metodlardan ‘Google’a has’ yöntemlere geçtiklerini belirtiyor.

GOOGLE’A HAS SORULAR:
Psikolog Todd Carlisle tarafından hazırlanan sorular ‘Google’a has’ anlayışı açıkça ortaya koyuyor.

Bu soruların bazıları temel bilgilere yönelik:
* Hangi programları kullanıyorsunuz?
* Hangi internet sitelerine üyesiniz?
Bazıları davranışı ön plana çıkarıyor:
* Çalışma ortamınız düzenli mi dağınık mı?
Bazıları da kişilikle ilgili:
* İçe kapanık mısınız? Yoksa dışa dönük bir karakteriniz mi var?
Bazıları da geleneksel insan kaynakları anlayışını zorlayacak nitelikte:
* Hangi dergilere abonesiniz?
* Hangi evcil hayvanları besliyorsunuz?

Carlisle bu sorular sayesinde, hem iş performansını yükseltecek, hem de Google’ın sosyal ortamını canlandıracak kişilere ulaşılabileceğini söylüyor. Okuldaki başarının her zaman en önemli kriter olmadığına, hatta bunun zaman zaman iş performansına zarar verebileceğine değiniyor. Her yıl personelinin sadece yüzde 4’ünün işten ayrılmasıyla gurur duyan Google, Silikon Vadisi’ndeki diğer şirketlere de, elemanlarının memnuniyetini yansıtan bu rakamlarla fark atıyor.

Bilgisayar oyunları ve silahlar

Bilgisayar Oyunları, Merak Ettiklerim 1 Comment »

Milliyet’te bugun asagida ki haberi okudum. Haber’in tamami Counter Strike adli oyun uzerinde yogunlasmis. Haber asagidaki gibi,

Bilgisayar oyununu canlandırmak isteyen çocuklardan biri vurularak öldü

Denizli’de bilgisayar oyunu “Counter Strike”taki savaş sahnelerini canlandırmak istedikleri iddia edilen kuzenlerden biri av tüfeğiyle vurularak öldü.
Alınan bilgiye göre, Tavas ilçesine bağlı Çağırgan beldesi Paşalar Mahallesi’nde oturan ilköğretim okulu 8. sınıf öğrencisi M.O. (14) ile kuzeni 4. sınıf öğrencisi Musa Oytun (10), dedelerine ait evin bir odasına ders çalışmak üzere girdiler.
İddiaya göre, sohbet ederken internet kafelerde oynanan “Counter Strike” adlı oyundan söz eden kuzenler, oyundaki savaş sahnelerini canlandırmak istedi.
Bu sırada duvarda asılı bulunan av tüfeğini alan M.O’nun elindeki tüfek ateş aldı. Başından vurulan Musa Oytun, olay yerinde yaşamını yitirdi.
Olaydan sonra sinir krizleri geçiren anne Fatma Oytun, oğlunun ardından ağıtlar yaktı. Kuzenlerin halası Fatma Şibe ise “Kardeş gibiydiler.
Birbirlerinden hiç ayrılmazlardı” diye konuştu.
Bu arada, ölen Musa Oytun’un cenazesi toprağa verilirken, jandarma tarafından gözaltına alınan M.O. da yaşı küçük olduğu için ifadesi alınmak üzere Tavas Adliyesine sevk edildi.

“COUNTER STRİKE”
Tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından oynanan “Counter Strike” oyunu, ülkemizdeki internet kafelerde en çok rağbet gören oyunlar arasında yer alıyor.
Terörist ve anti terör timi olmak üzere iki takımın çeşitli mekanlar içinde mücadele ettiği oyunun amacı, silah ve patlayıcılarla karşı tarafı yok etmek.
Oyun, içerdiği şiddet unsurları ve çocuklar üzerindeki etkisi nedeniyle, başta ABD olmak üzere birçok ülkedeki çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı tarafından “sakıncalı” bulunmuş ve yasaklanması istenmişti.

Şimdi merak ediyorum. Tamam oyun elbette ki çok sağlıklı bir oyun değil. Özellikle küçük yaştaki çocukların kolayca özenebileceği şeyler. Peki bu oyunlar ve oyun yapımcıları yargısız infaz edilirken bu çocukların silahları nereden bulduğu konusu neden hiç gündeme gelmiyor.

Bu haberi ele alırsak. Duvarda asılı dolu bir tüfek var. Ancak enteresandır ki kimse bu tüfek üzerine birşey yazmamış. Elbette bazı şiddet içeren oyunlar çocukların birbirine zarar vermesine neden oluyordur ama sizce de tüfeğin biraz bu olaya katkısı olmamış midir? Kaldı ki o oyunun her ülkede belli bir yaş sınırının altında oynatılması yasak. Bizim 10 ve 14 yaşında iki çocuğumuz nasıl kolayca girip bu internette kafelerde bu oyunu oynuyorlar bunu da biraz araştırmak gerekmiyor mu?

Amerika’da ki olaylar içinde ayni. Haberler her zaman “bilgisayar oyunundan etkilenen çocuk büyükbabasının silah deposundan aldığı makinali tüfek ile okulda 13 arkadaşını yaraladı” şeklinde. Elbette yaşanması gayet üzücü bir olay ama ne enteresandır ki habere yapılan bütün yorumlar oyunların çocuklar üzerindeki etkileri ile ilgili. Kimse bir büyükbaba neden 10-12 yaşlarında bir çocuğun silah temin edebileceği bir dolabı var konusunda konuşmak istemiyor.

Sanırım bu detayların atlanmasının sebebi silah piyasasının güçlü bir piyasa olmasından kaynaklanıyor. Özellikle çok ciddi bir kesimin evinde ve belinde silah bulundurduğu düşünülürse neden silah konusunda fazla detaya girilmediği kolayca anlaşılıyor.

Entries RSS Comments RSS Giriş

Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 United States
Bu sitedeki bütün yazılar
Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 United States
altında tescillidir.