Silent Hunter IV - Wolves of the Pacific

Bilgisayar Oyunları No Comments »

2005 yılında Silent Hunter III o yıla kadar yapılan en iyi denizaltı simulasyonu idi. Aslında düşünülecek olursa sanırım Silent Hunter III elle tutulur tek denizaltı simulasyonu idi. Ubisoft, önce bu simulasyon türünü güzelce elden geçirip güçlendirdi, daha sonra da kendi serileri olan Silent Hunter’ı mükemmelliğe doğru taşımaya başladılar. Dün (20 Mart), Ubisoft serinin yeni oyunu Silent Hunter IV - Wolves of the Pacific (Pasifiğin Kurtları) isimli en yeni Silent Hunter’ı piyasaya sürdü. İsminden de tahmin edebileceğiniz gibi bu sefer oyunda 2. Dünya Savaşında Japon Donanmasına karşı bir Amerikan denizaltısını kumanda ediyorsunuz.

Silent Hunter III’de Nazi Almanyası’nın Kriegsmarine ile yaptığının aynısını bu sefer Silent Hunter IV’de Amerikan Donanması ile yapacağız. Bu sefer bir U-Boat kaptanı olup Atlantik Okyanus’unda sinsi sinsi konvoy aramak yerine, oyunun bir önceki sürümünde yaptığınız gibi, değişik Amerikan denizaltılarını seçip bu sefer Pasifik Okyanus’unda kendimize düşman gemileri arayacağız. Her ne kadar Amerikan denizaltılarının önemi tarih kitaplarında çok fazla yazılmasa da, aslında bu denizaltılar Japon’ların deniz aşırı kaynaklarının kesilmesinde çok önemli rol oynadılar.

Sadece iki çeşit gemi var: Denizaltılar ve Avlar

Oyun gerçek savaş süresince size çeşitli görevler verecek. Size bir denizaltının kumandası verilecek, denizaltı ile elbette ki mürettebatta, ve açık denizlerde devriye gezmeye çıkacaksınız. Dünya üzerinde yakıtınız yettiğince her yere gidebilirsiniz, ancak büyük ihtimalle kalabalık kargo gemileri arasında olmayı tercih edeceksiniz. Oyunda ki seferler tamamen dinamik değil, yani savaş sizin durumunuza ve konumuzuna göre simule edilecek. Ancak tabii ki mantıksız gelişen hiçbirşey yok. Örneğin; bir Japon limanının açığında yeterince uzun süre beklerseniz, büyük ihtimalle seferden dönen bir düşman gemisi görebilirsiniz. Ya da Japon kargo gemilerinin kullandığı rota üzerinde beklerseniz, garanti ediyorum ki büyük bir düşman konvoyuna denk geleceksinizdir. Kolay görevleri başarı ile yerine getirdikçe, ana komuta merkezi tarafından daha zorlu ve daha ne yapacağınızın belirli olduğu görevlere atanacaksınız. Bu yüzden görev çok basit olsada en iyi şekilde yerine getirmeniz gelecek görevleriniz için size avantaj sağlayacaktır.

Önceki sürümleri gibi, Silent Hunter 4 de gereğinden fazla gerçekçi bir savaş oyunu olabilir. Ancak zorluk ve gerçekçilik ayarlarını öğrenme sırasında minimum da tutabilirsiniz. Oyunun bu sürümünde, her bir mürettabatınızı geminin ihtiyaç duyulan yerlerine atayabilirsiniz. Eğer torpidoların bir an önce yüklenmesine ihtiyacınız varsa torpido odasına daha fazla denizci gönderebilirsiniz. Elbette ki, ben bunlarla uğraşmak istemiyorum sadece gemi batıracağım derseniz, bunu da gerçekçilik ayarlarını azaltarak yapmanız mümkün. Ancak, denizaltınızın performansını maximuma çıkartabilmeniz için her bir denizciyi ayrı ayrı görevlendirmeniz gerekmekte. Her denizcinin kendine ait yeteneği var ve bu yetenekler zaman içinde daha da gelişebilir. Yani, gözleri keskin bir denizciyi gözcü olarak kullanmanız, düşman savaş uçaklarının diğer denizcilere kıyasla daha önceden farkedilmesini sağlayabilir. Tabii ki bu da size acil dalış sırasında ekstra bir kac saniye sağlayabilir. Oldukça değerli bir kaç saniye…

Silent Hunter 4

Denizaltıların görevi elbette ki düşman gemilerini batırmak, ve tekrar bu sizin tercihinize bağlı olarak 100% gerçekçi ya da düşman gemisinin üzerine klikleyip, torpido ateşlemek derecesinde kolay olabilir. Bence kolay ve bir o kadar da sıkıcı… Seferiniz sırasında düşman gemileri ile karşılaştığınızda, çeşitli taktikler kullanarak hedefinize yaklaşmanız lazım. Periskop derinliğinde kalıp surpriz bir saldırı ile mi düşmanlarınızı avlamak isterseniz? Eğer etrafta düşman konvoyunu koruyan hiç bir savaş gemisi yoksa, suyun yüzeyinde kalıp güverte topunu kullanarak kargo gemilerini tek tek avlayabilirsiniz. Eğer etrafta muhrip gemileri varsa, çok sessiz manevralar ile uygun pozisyona hareket edip, torpidolarınızı hedeflerinize gönderip Pasifik’in derinliklerine kaçabilirsiniz. Ya da zoru başarmak istiyorum derseniz, önce muhrip gemisini batırıp sonra suyun yüzeyine çıkıp kargo gemilerini batırabilirsiniz.

Oyunun gerçekçiliğini maksimuma getirirseniz, torpido ateşlemek için yapacağınız hesaplamaların oldukça hassas olması gerekiyor. Örneğin; periskobu kullanarak, gördüğünüz hedefi tanımlamanız gerekiyor. Elbette bunun için denizaltınızda bulunan tanımlama kitapçığını kullanacaksınız, yolcu gemilerini batırmak istemeyiz. Hedefinizin hangi sınıf gemi olduğunu tanımladıktan sonra, periskobunuzdaki geminin yüksekliğini ve uzunluğunu öğrenebilirsiniz. Bu ve buna bağlı bilgiler, denizaltınızın torpido bilgisayarına yüklenip, torpidolarınızın hedefi vurmasını sağlayacaktır. Eğer ben bunlarla uğraşamam derseniz, gerçekçilik ayarlarını azaltıp, düşman gemisinin üzerine klikleyip torpidolarınızı ateşleyebilirsiniz.

Dinamik görevlere ek olarak; Silent Hunter 4, oyunun bir önceki sürümleri gibi, tarihteki gerçek savaş senaryolarını oynayabileceğimiz tek görevlik oyun moduda sunuyor. Bu oyun modunda direk olarak savaşın olduğu yerde oyuna başlayıp görevi tamamlamaya çalışıyorsunuz. Bunu tek başınıza yapmak istemezseniz oyunun multiplayer özelliğini kullanarak arkadaşlarınız ile birlikte yapabilirsiniz.

Silent Hunter 3 kesinlikle kusursuz bir oyundu, Silent Hunter 4 - Wolves of the Pacific ise yeni özellikleri ile çok çok daha iyi. Şeffaf deniz suyu ve sudaki efektler harika. Denizaltılar ve gemiler oldukça keskin ve gerçekçi çizgiler ile modellenmiş. Periskobunuza çarpan dalgalar size inanılmaz bir denizaltı tecrübesi yaşatıyor. Ayrıca doğru zamanda doğru yerde iseniz, tarihte gerçekten yaşanmış bir deniz savaşını periskobunuzdan sinema netliğinde izleyebilirsiniz.

Caesar IV - PC Oyunu İnceleme

Bilgisayar Oyunları No Comments »

Roma belki bir günde inşa edilmedi ancak Caesar oyununun yeni serisi ile biz kendi Roma şehrimizi imparatorluğumuzun ihtişamı için bir günde kurup, güçlendirebiliriz. Binlerce yıl öncesinde yaşamış olmalarına rağmen, Roma halkının da bizim isteklerimize benzer istekleri varmış, halkımızın isteklerine çözümler bulmak bir şekilde bizim için hem ögretici hemde eğlendirici. 8 yıllık aradan sonra en belirgin değişiklik elbetteki oyunun kusursuz 3D grafikleri. Caesar IV, Tilted Mill tarafından geliştirildi, yani daha önceki Caesar oyunlarını yapan firma ile aynı firma, oyunun tasarımcıları ne yaptıklarını gerçekten çok iyi biliyorlar ve yine harika bir oyun ortaya çıkarmışlar. Bu oyun eski Caeasar sürümlerinin ruhuna sahip harika bir sürüm, ancak elbetteki kusursuz değil.

Caesar IV

Ceasar IV oyunundaki amacımız, bize verilen görevleri tamamlayıp görkemli Roma şehirleri oluşturmak. Örneğin, Roma’nın tahıl ihtiyacını karşılamak için çiftlikler kurup, bunları deniz yoluyla Roma’ya göndermeniz gerekebilir. Ya da Roma’nın komşularını etkilemek için kültürel zenginliğinizi Dünya’ya tanıtmak gibi bir göreviniz olabilir. Ama göreviniz ne olursa olsun, boş bir harita üzerinde yepyeni bir şehir inşa etmeniz gerekiyor. İşlevsel bir metropolü küçük bir haritaya sığdırmak gerçekten kolay değil, ancak başarılı olduğunuzda Roma’nın gözünde saygın bir vali olacağınızı garanti ediyorum.

Hemen her şehir inşası oyununda olduğu gibi, bu oyunda da uygarlığımızı şehrimizin altyapısına yansıtmamız lazım. Her türlü detay sizin kontrolünüzde. Evler, sağlık hizmetleri, gıda üretimi ve dağıtımı, halkın güvenliği, din ve daha bir çok konu. Eğer halkınızı doyuramıyorsanız, nufusunuzun kalabalık olmasının hiç bir amacı yok. Yada yüzlerce görkemli binanızın olması, bakımlarını yapacak yeterli mühendisiniz yoksa, size oldukça pahalıya patlayabiliyor. Binalarınızın yada nufusunuzun durumu ne olursa olsun, oyunda aslalon kendine yetecek bir şehir inşa etmek. Kendi devamlılığını sağlayan bir şehir ve içinde yaşayanları izlemek bana kalırsa bu oyunun en eğlenceli anlarından biri. Halkınızın şehrin içinde gezinmesi, işe gitmeleri, alışveriş yapmaları, gladyatör dövüşlerini izlemeleri, ve daha neler neler. Ancak oyunda sadece binalar yapıp, halkın ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değil. Şehrinizin estetiğide halkınızın mutluluğu için çok önemli bir unsur. Halk, hatta fakir halk bile, göz zevklerini bozan yapılar görmek istemiyorlar. Ticari bölge ile halkınızın yaşadığı alanları ayrı tutmanız lazım, eğer birbirlerine yakınlarsa da aralarına ağaçlar dikerek, heykeller yaparak halkınızın yaşadığı bölgenin arzu edilen yerler olmasını sağlamanız lazım.

Caesar 4

Caesar IV oyunu gerçek Roma İmparatorluğu’ndaki halklar arasındaki sınıf sistemini oyuna da taşımış. Halkın en alt sınıfı olan “plebs”‘ler yani işçi sınıfı tarlalarda, fabrikalarda çalışıyorlar ve temel gıda ve kıyafet gibi sadece temel tüketim malzemelerine ihtiyac duyuyorlar. İşçi Sınıfının bir üstündeki sınıf “equite”‘ler yani orta sınıf, bunlar daha lüks evlerde yaşayıp öğretmen, vergi memuru, doktor vs gibi işlerde çalışıyorlar. Sınıflarının daha yüksek olmasından dolayı bu halk daha yüksek maaş alıyorlar ve temel ihtiyaçlarının yanı sıra mobilya ve şarap gibi lüks tüketim mallarına da ihtiyaç duyuyorlar. Ve sıra geldi “noble”‘lara yani asillere, bunlar büyük villalarda yaşayan ve mutlu edilmesi gerçekten çok zor olan halk. Bu sınıf yaşamları için çalışmıyor, sahip oldukları topraklardan gelen paralar ile yaşamlarını devam ettiriyorlar. Asillerin temel ihtiyaçlara ve lüks tüketim mallarına ihtiyaçları olduğu kadar mutlu olabilmeleri için egzotik ürünlere de ihtiyaçları var. Bunların kahrını çekiyoruz ama, asillere yüksek vergi uygulayarak şehrimizin ihtiyacları için paralar toplayabiliyoruz. Kendi kendine yeten bir şehir için her üç sınıftan halka ihtiyacımız var. Asillere ihtiyacınız var çünkü elle tutulur bir şekilde vergilendirebileceğiniz tek sınıf asiller. Bu halkın mutluluğu için ciddi bir altyapıya ihtiyacınız var. Örneğin, egzotik ürünleri şehrinize getirebilmek için limanlara, bu ürünlerin masrafını karşılayabilmek için de kendi şehrinizde ürettiğiniz ürünleri ihraç etmeye ihtiyacınız var. Böylece ekonominizi güçlü tutup, maddi zarara girmeden asilleri mutlu edebilirsiniz.

Ticaret sizin şehrinizin, Roma ile bir bütün olarak ve imparatorluğun sorunsuz bir parçası olabilmeniz için çok önemli. Izole olmuş bir şehir olmaktansa, Roma’nın diğer şehirleri ile ticaret yapan ve Roma’ya borcu olmayan bir şehir olmanız sizin valiliğinizin kalıcı olmasında önemli rolü var. Diğer şehirler ile ticaret yapmaya başladığınızda şehrinize sürekli olarak kervanlar ve gemiler gelip ithalat ve ihracat yapmanıza yardımcı olacaklar ve bu sizin ekonomik olarak büyümenize yardımcı olacaktır. Burada dikkat etmeniz gereken konu, başkent sürekli olarak sizden gıda, para, mermer vs gibi ürünler isteyecek. Bunları vaktinde Roma’ya ulaştıramamak sizin başkentte populerliğinizi azaltıp, bir noktada Roma’nın sizı valilikten almasına neden olabiliyor. Bu tip durumlarda bir iki kere başkente hediye göndererek kendiniz kurtarabiliyorsunuz ama güçlü bir ekonomi yaratıp Roma’nın isteklerini karşılamak, hediyeler ile Roma’yı mutlu etmekten daha kolay.

Tabii ki bir Roma şehri olduğumuz için düşmanlarımızda oldukça fazla, özellikle bir sınır şehrinin valisi iseniz askeriyede en az ekonominiz kadar güçlü olmalı. En güzel savaş taktiği şehrinizin etrafına duvarlar yaparak gelen barbarları bir süre yavaşlatmak. Bu sırada siz ordularınızı uygun yerde konuşlandırabilirsiniz. Geçen süre içinde de barbarlar şehrin bir duvarını yıkarak içeri girmeye çalışırken onların bozulan düzeninden yararlanıp saldıraya geçerek düşmanı yenebilirsiniz. Unutmayın ki şehriniz kuşatma altıntadayken kervanlar ve gemiler şehrinize gelemediği için uzun süre kuşatma altında kalmak ekomonize zarar verebilir.

Görsel olarak Ceasar IV harika grafiklere sahip. Şehrinize yukarıdan bakınca sanal bir şehrin hayata nasıl geçtiğini izleyebiliyorsunuz. Güzel ışık ve hava efektleri ile şehrin manzarası çok daha gerçekçi gözüküyor. Yakın planda suyun dalgalanması ve işcilerinizin çalışmasını izlemek oldukça eğlenceli ve gerçekçi. Arada işleri olmayan işçilerin dans edip, uçurtma uçumalarını görmek sizi kızdıracak olsada emin olun ki onların boş oturmasının sebebi sizin hatanızdan kaynaklanıyor :) Elbette bu grafikleri bu kadar net görebilmeniz için güçlü bir bilgisayara sahip olmanız lazım.

Özetle Caesar IV, güzel tasarlanmış, her level için başında saatler harcamamızı sağlayan, harika grafiklere ve iyi hazırlanmış haritalar ile herkesin sahip olması gereken bir oyun. İyi eğlenceler.

Bilgisayar oyunları ve silahlar

Bilgisayar Oyunları, Merak Ettiklerim 1 Comment »

Milliyet’te bugun asagida ki haberi okudum. Haber’in tamami Counter Strike adli oyun uzerinde yogunlasmis. Haber asagidaki gibi,

Bilgisayar oyununu canlandırmak isteyen çocuklardan biri vurularak öldü

Denizli’de bilgisayar oyunu “Counter Strike”taki savaş sahnelerini canlandırmak istedikleri iddia edilen kuzenlerden biri av tüfeğiyle vurularak öldü.
Alınan bilgiye göre, Tavas ilçesine bağlı Çağırgan beldesi Paşalar Mahallesi’nde oturan ilköğretim okulu 8. sınıf öğrencisi M.O. (14) ile kuzeni 4. sınıf öğrencisi Musa Oytun (10), dedelerine ait evin bir odasına ders çalışmak üzere girdiler.
İddiaya göre, sohbet ederken internet kafelerde oynanan “Counter Strike” adlı oyundan söz eden kuzenler, oyundaki savaş sahnelerini canlandırmak istedi.
Bu sırada duvarda asılı bulunan av tüfeğini alan M.O’nun elindeki tüfek ateş aldı. Başından vurulan Musa Oytun, olay yerinde yaşamını yitirdi.
Olaydan sonra sinir krizleri geçiren anne Fatma Oytun, oğlunun ardından ağıtlar yaktı. Kuzenlerin halası Fatma Şibe ise “Kardeş gibiydiler.
Birbirlerinden hiç ayrılmazlardı” diye konuştu.
Bu arada, ölen Musa Oytun’un cenazesi toprağa verilirken, jandarma tarafından gözaltına alınan M.O. da yaşı küçük olduğu için ifadesi alınmak üzere Tavas Adliyesine sevk edildi.

“COUNTER STRİKE”
Tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından oynanan “Counter Strike” oyunu, ülkemizdeki internet kafelerde en çok rağbet gören oyunlar arasında yer alıyor.
Terörist ve anti terör timi olmak üzere iki takımın çeşitli mekanlar içinde mücadele ettiği oyunun amacı, silah ve patlayıcılarla karşı tarafı yok etmek.
Oyun, içerdiği şiddet unsurları ve çocuklar üzerindeki etkisi nedeniyle, başta ABD olmak üzere birçok ülkedeki çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı tarafından “sakıncalı” bulunmuş ve yasaklanması istenmişti.

Şimdi merak ediyorum. Tamam oyun elbette ki çok sağlıklı bir oyun değil. Özellikle küçük yaştaki çocukların kolayca özenebileceği şeyler. Peki bu oyunlar ve oyun yapımcıları yargısız infaz edilirken bu çocukların silahları nereden bulduğu konusu neden hiç gündeme gelmiyor.

Bu haberi ele alırsak. Duvarda asılı dolu bir tüfek var. Ancak enteresandır ki kimse bu tüfek üzerine birşey yazmamış. Elbette bazı şiddet içeren oyunlar çocukların birbirine zarar vermesine neden oluyordur ama sizce de tüfeğin biraz bu olaya katkısı olmamış midir? Kaldı ki o oyunun her ülkede belli bir yaş sınırının altında oynatılması yasak. Bizim 10 ve 14 yaşında iki çocuğumuz nasıl kolayca girip bu internette kafelerde bu oyunu oynuyorlar bunu da biraz araştırmak gerekmiyor mu?

Amerika’da ki olaylar içinde ayni. Haberler her zaman “bilgisayar oyunundan etkilenen çocuk büyükbabasının silah deposundan aldığı makinali tüfek ile okulda 13 arkadaşını yaraladı” şeklinde. Elbette yaşanması gayet üzücü bir olay ama ne enteresandır ki habere yapılan bütün yorumlar oyunların çocuklar üzerindeki etkileri ile ilgili. Kimse bir büyükbaba neden 10-12 yaşlarında bir çocuğun silah temin edebileceği bir dolabı var konusunda konuşmak istemiyor.

Sanırım bu detayların atlanmasının sebebi silah piyasasının güçlü bir piyasa olmasından kaynaklanıyor. Özellikle çok ciddi bir kesimin evinde ve belinde silah bulundurduğu düşünülürse neden silah konusunda fazla detaya girilmediği kolayca anlaşılıyor.

Playstation 3, kasımda piyasada

Teknoloji, Bilgisayar Oyunları 2 Comments »

Japon elektronik devi Sony, yeni video oyunu Playstation 3′ün piyasa çıkışının teknik nedenlerle kasıma ertelendiğini duyurdu.

Sony Computer Entertainment grubu başkanı Ken Kutaragi, düzenlediği basın toplantısında, Playstation 3′ün bütün dünyada aynı anda piyasaya çıkacağını belirtti ve ”yıl sonu kutlamaları sezonundan önce, yeterince zamanımız olduğundan emin olmak istiyoruz” dedi.

Playstation 3, mali durumu hassas olan ve geçen sonbaharda 10 bin kadar çalışanını işten çıkarmayı öngören bir yeniden yapılanma planı açıklayan Sony için hayati önemde bir program olarak değerlendiriliyor.

Sony’nin programı ticarileştirmeyi geciktirmesine ilişkin kararı, Playstation 3′te bulunması gereken Blu-Ray formatında yüksek tanımlı DVD okuyucularının korunmasına ilişkin teknolojilerin geliştirilmesindeki gecikmeye bağlanıyor.

Silent Hunter III

Bilgisayar Oyunları 4 Comments »

Silent Hunter IIIHala deniz yüzeyinde olan Alman denizaltısı U-47, İngiliz savaş gemisine yaklaşmaya devam ediyordu. Saldırıdan sorumlu subay Endrass, denizaltıdaki İngiliz gemileri tanımlama kitapçığından yaklaştıkları geminin HMS Royal Oak olduğunu tespit etti. U-47′nin yaklaşma pozisyonuna göre saldırı planını hazırmaya başlamıştı. Birinci subay UZO (Unterseeboot Zieloptik) ile hesaplamalarını yapmaya başladı.

“Yaklaşık mesafe 2500 metre, tahmini derinlik 7 metre. Torpidoları deniz yüzeyinden saldırı için hazırlayın.”
“Torpidolar hazır efendim.”
“Torpido kapaklarını açın.”
“Bütün kapaklar açık, saldırıya hazırız.”
“Birinci torpido… Ateş…”
“Birinci torpido ateşlendi.”
“İkinci torpido… Ateş…”
“İkinci torpido ateşlendi.”
“Üçüncü torpido… Ateş…”
“Üçüncü torpido ateşlendi.”

12:58… Üç buçuk tonluk üç tane G7e torpidosu, ateşlenmeleriyle birlikte arkalarında basınçlı havanın ve torpido üzerindeki elektrik motorlarının gürültüsü ile denizaltıyı sallayarak 30knot hıza ulaştılar. Sudaki haraketleri dinleyen “hydrophone” operatörünün sesi duyuldu “Torpidolar sorunsuz olarak yollarında. ”

Endrass çarpışmaya kalan saniyeleri sayıyordu, “beş, dört, üç, iki…”

Royal Oak’da hemen hemen bütün mürettabat uyuyordu. İlk torpido dibe demirli bir sekilde duran Royal Oak’ı ıskaladı ve büyük bir gürültü ile çapa zincirini kopararak yoluna devam etti. Mürettebat ne olduğunu anlamaya çalısıyordu. Geminin güvertesinde bir koşuşturmaca başladı. Diğer iki torpidoda Royal Oak’in güvertesine çarpmış ancak G7e tipi torpidolarda hala çözülemeyen ateşleme sorunundan dolayı patlamamışlardı. Royal Oak mürettabatı geminin su aldığının farkına varmıştı fakat hala nedenini bulamamışlardı. Bir denizaltı Scapa Flow’a girebilecek değildi ya… Kontrol Merkezi

Kaçış için tamamen güneye yönelmiş U-47 şansını bir adet bulunan kıç torpidosundan bir kere daha deneyeme karar verdi. Ancak bu saldırıda sorunlu torpido yüzünden başarısızlığa uğramıştı. Royal Oak üzerinde enteresan bir şekilde haraketlilik azalmış ve görevli mürettabat dışında hemen herkes ranzalarına dönmüştü.

Bu fırsat değerlendirilmeliydi, ani bir kararla u-47 kuzey yönüne Royal Oak’a tekrar yönelmişti. Baş torpido merkezinde yoğun bir çalışma ile yeni torpidolar atış için hazır hale getirilmeye başlanmıştı bile. Saat 01:20′ye geliyordu. U-47 bir kere daha saldırıya hazırdı.

“Torpido bir, iki ve üç hazırlansın. İki derecelik fark ile üçünü de aynı anda ateşleyeceğiz. Derinlik 5 metre, hız 30 knot.”
“Torpidolar ateşlenmeye hazır. İki derece fark, derinlik 5 metre, hız 30 knot.”
“Bir, iki ve üç. Ateş.”

U-47′nin baş tarafından ateşlenen üç torpido ve her zamankinden çok uzun süren üç dakika. “Üç, iki, bir…” Üç torpido çok küçük zaman aralıkları ile Royal Oak’ı sancak tarafından avlanmıştı. Bu sefer torpidolar patlamış ve üç ton ağırlığındaki TNT Royal Oak’ı kullanılmaz hale getirmişti. Çok kısa sürede gemi 45 derece açı ile sancak tarafına yatmaya başlamış ve süper güçlü silah kuleleri kullanılamaz halde yavaş yavaş Kuzey Atlantik’in soğuk sularında kaybolmaya başlamıştı.

“Dizel motorlar tam güç, rotamız 252 güney-güneydoğu.”

Denizaltıdaki sessizlik Royal Oak’ın tamamen sulara gömülmesi ile bozuldu. U-47′nin mürettabatı sevinç içinde bağrıyordu. Ama hala Scapa Flow’dan kaçmaları gerekliydi.

Yaklaşık yarım saat sonra Scapa Flow’daki bütün ingiliz zırhlıları güçlü ışıklarla denizyüzeyini taramaya başlamışlardı.

“Elektrik motorlarını çalıştırın, denizaltıyı 12 metre derinliğe alın. Hız standart. Gürültüye neden olan herşeyi durdurun.”

24 saat süren sessiz kaçıştan sonra nihayet U-47 Kuzey Atlantik’in açık sularındaydı. Yüzeye çıktıklarında BdU’dan Royal Oak’ın tamamen batmış olduğunun onayını aldılar, aynı zamanda ıskalayan torpido da başka bir gemiyi yaralamıştı.

Indigo Prophecy

Bilgisayar Oyunları 2 Comments »

Indigo ProphecyPlaystation2 icin son zamanalarda cikan en guzel oyunlardan bir tanesi Indigo Prophecy. Hem konusu, hem karakterleri hem de oynanis sekli ile bence neredeyse devrim niteliginde bir oyun. Bugune kadar sinema filmi tarzinda cok oyun cikti piyasaya. Eski zamanlardan Phantasmagoria, Gabriel Knight serisi gibi. Fakat bu oyun bu konuda kendinden onceki orneklerin hepsini gecmis kanimca.
Oyunda -en azindan oyunun basinda- New york’da calisan bir IT yetkilisini oynuyorsunuz. Acilista sebebini bilmediginiz bir sebepten dolayi bir restaurant’in tuvaletinde bir cinayet isliyorsunuz. Oyunun ilk bastaki amaci bu cinayeti neden islediginizi bulmaya calismak. Ancak, bu konunun sadece basi tabi ki.

Daha ilk baslardan film tarzi bir oyun oldugunu anlayacaginiz bolumler basliyor. Cinayeti islediniz, fakar restaurant’da oturan bir polis memuru var, memur yerinden kalkip tuvalete dogru yurumeye basliyor. Indigo Prophecy’de bu anda, daha sonra da cok ornegini goreceginiz split-screen devreye giriyor. Ekranin bir kosesinde polis memurunu yaklastigini gorurken, oyun ekraninda ne yapacaginiza karar vermeniz gerekiyor. Cesedi saklayip izleri mi sileceksiniz, yoksa kosarak kacacak misiniz? Bu ve bunun gibi kararlar oyunun ilerleyisini etkileyecekler. Indigo Prophecy

Bu ilk episode’u atlattiktan sonra yeni karakterler ile tanisacaksiniz. Iki tane polis memurunun cinayet mahalline gelmeleri ile, oyun kisilik degistirmeye basliyor. Biri kadin digeri erkek bu iki polis de oyunda oynayacaginiz karakterler olacaklar.
Zaman icerisinde bu olayin her iki tarafindaki kahramanlari da oynayarak -hem cinayet isleyen genc adami hem de polisleri- olayin iki tarafini da oynayacak ve ironik bir sekilde oyunu ne kadar iyi oynarsaniz, diger oynadiginiz karakterin isini o kadar zorlastiriyor olacaksiniz :)

Oyunun film benzeri kisimlari point and click adventure tarzinda gittiginiz mekanlarda ipucu toplayip bulmaca cozmek seklinde gelisirken, oyunun aksiyon kisimlarinda da alisagelmedik bir yontem kullanilmis. Oyunda kacma kovalamaca gibi sahnelerde karakterin hareketlerini birebir kontrol etmek yerine ekranda cikan yon ve dugme kombinasyonlarina hizli bir sekilde tepki vererek yonlendirme durumundasiniz. Bazi bolumlerde ozellikle guc gerektiren (binadan sarkma, ruzgara karsi yurume) gibi hareketler cok hizli ve seri L1+R1 gibi kombinasyonlar yapmayi gerektiriyor, ve bu bolumler gercekten de sizi fiziksel olarak yoruyor.
Oyunun konusu cok degisik olmasinin disinda, karakterler de dublaj da cok basarili ve bir cok yan aktivite ile kimi zaman ic SIKICI olan oyunun konusu hafifletici unsurlarla rahatlatiliyor.

Oyun butunu ile cok cok guzel, tek bir kusuru var, o da biraz kisa olmasi. Oyun bastan sonra 5-6 saatte bitiyor maalesef. Buna ragmen cok basarili ve adventure seven her ps2′cinin edinmesi gereken bir oyun.

Entries RSS Comments RSS Giriş

Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 United States
Bu sitedeki bütün yazılar
Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 United States
altında tescillidir.